Nukleer Tıp Nedir?

MOLEKÜLER GÖRÜNTÜLEME NEDİR?
Moleküler görüntüleme canlı organizmada moleküler ve/veya hücresel düzeyde biyolojik fonksiyonların görüntülenmesi, karakterizasyonu ve ölçülmesidir.
Bilgisayarlı Tomografi (CT) ve Magnetik Rezonans Görüntüleme (MRI) gibi konvansiyonel görüntüleme teknikleri patolojik durum ile ilgili anatomik ve morfolojik değişikliklerin görüntülenmesini sağlar iken; Pozitron Emisyon Tomografisi (PET) ve Tek Foton Emisyon Bilgisayarlı Tomografi (SPECT) gibi radyoizotopların kullanıldığı moleküler görüntüleme teknikleri patolojik durum ile ilgili fonksiyonel ve fenotipik değişikliklerin görüntülenmesine olanak sağlar.

POZİTRON EMİSYON TOMOGRAFİSİ (PET) NEDİR?
Bilgisayarlı tomografi (BT), manyetik rezonans (MR) ve ultrasonografi (US) gibi radyolojik görüntüleme yöntemleri normal anatomideki yapısal değişiklikleri belirlemede kullanılır. Ancak yapısal değişiklikleri ayrıntılı olarak tarif etmek klinik problemleri çözmek için her zaman yeterli olmamaktadır. Hastalıklı dokudaki biyokimyasal değişiklikler çoğu kez anatomik değişikliklerden önce meydana gelir. Örneğin akciğer kanserli bir hastada bilgisayarlı tomografi ile saptanan her nodülü hastalığın metastazı olarak kabul etmek hastalığın evrelenmesinde yanılgıya götürür. Çünkü, kötü huylu (maling) hastalıkların yanında iyi huylu (benign) bir çok hastalık da kitle (nodül) oluşumuna neden olabilmektedir. Anatomik görüntülemenin klinik soruya yeterli cevabı veremediği bu tip durumlarda doku düzeyinde biyokimyasal değişiklikleri göstererek doku karakterizasyonunu sağlayacak fonksiyonel görüntüleme yöntemlerine ihtiyaç duyulmaktadır. İşte Nükleer Tıp görüntüleme yöntemleri içerisinde en gelişmişi olan Pozitron Emisyon Tomografisi (PET) dokudaki biyokimyasal değişiklikleri göstererek metabolik ve fonksiyonel bilgi sağlayan bir görüntüleme yöntemidir.
Günümüzde anatomik ve yapısal görüntülerin bir arada değerlendirilerek hasta-spesifik ve hastalık-spesifik moleküler bilgilerin entegre edilebildiği (PET)/(CT) kombine sistemleri kardiyolojik, nörolojik ve onkolojik endikasyonlarda klinik hasta yönetiminde farklı uygulamalara olanak sağlaması nedeni ile (teşhis, tedavi planlaması, tedavi etkinliği ve tedavi cevabının değerlendirilmesi) en hızlı gelişen medikal görüntüleme alanıdır.

(18F)FDG-PET TARAMASI NEDİR?
PET’te kullanılan radyonüklidler düşük atom numaralı ve kısa yarı ömürlü elementlerdir. Başlıca kullanılan pozitron yayan radyonüklidler; karbon (11C), Nitrojen (13N), Oksijen (15O) ve Flor (18F)’dır. Bu elementlerin hepsi hücre metabolizmasında bulunan elementler olup, yarı ömürleri çok kısadır. Örneğin 15O 2; 13N ve 11C 20 dakika yarı ömre sahiptir. Diğer pozitron yayıcılar ile karşılaştırıldığında nisbi uzun yarılanma ömrü (110 dakika) nedeniyle (18F) rutin çalışmalarda en çok tercih edilen radyonüklidtir.
1960’da kanser hücreleri tarafından glukoz kullanımını inhibe etmek için kemoterapötik ajan olarak geliştirilen 2-deoksi-D-glukoz (DG)’un metabolizasyon basamaklarının aydınlatılması ile hücrelerde tutulum mekanizması açıklanmış ve 1976 yılında serebral glukoz metabolizmasının PET ile değerlendirilmesi için ilk defa (18F)-Florodeoksiglukoz (FDG) sentez edilmiştir. Takib eden yılda ilk FDG-PET beyin görüntülemesi gerçekleştirilmiştir.
Pozitron yayan bir radyofarmasötik olan (18F) FDG ile yapılan PET taraması invivo glukoz metabolizmasının ölçümüne izin verir. Bir glukoz analoğu olan (18F)-FDG fizyolojik durumda hücrelere glukoza benzer mekanizma ile alınır ve metabolize olana kadar hücre içerisinde tutulur ancak metabolizasyon işlemi glukoza nisbetle daha yavaş gerçekleşir. Bu nedenle doku düzeyinde (18F)-FDG tutulumdaki değişiklikler (azalma-artma, tutulumun olmaması) kanser gibi farklı patolojik durumlarda değişmiş glukoz metabolizmasını yansıtır. Böylelikle patolojik süreçte anormal glukoz metabolizmasının değerlendirilmesine olanak sağlar.
1970 yılında ilk sentezinin ardından 1976 yılında moleküler görüntüleme yöntemi olarak ilk FDG-PET görüntülemesi yapılmıştır. 1980’lerin başından itibaren kullanıla gelen (18F) FDG radyofarmasötiğinin klinik etkinliği başta Avrupa olmak üzere dünya çapında kabul görmüş olup, günümüzde (18F) FDG kullanımıyla ilgili büyük bir deneyim mevcuttur.

(18F)FDG-PET TARAMA ENDİKASYONLARI NELERDİR?
Florodeoksiglukoz (18F) vücutta anormal glukoz metabolizmasının pozitron emisyon tomografi cihazı kullanılarak görüntülenmesi amacıyla aşağıdaki endikasyonlarda kullanılır.
Onkoloji: Kanser olduğu doğrulanmış veya kanser şüphesi olan hastalarda; onkolojik tanısal süreçte lezyonların benign/malign ayrırıcı tanısında, kanser evrelemesinde, tedavi yanıtının takibinde ve yeniden evrelemede, reküren hastalığın erken dönemde tespiti,
Kardiyoloji: Sol ventrikül fonksiyonu bozulmuş koroner arter hastalarında revaskülarizasyon cerrahisi öncesi miyokard canlılığını ve metabolizmasının belirlenmesi,
Nöroloji: Cerrahi öncesi interiktal glukoz hipometabolizmasının gösterilmesi yoluyla epileptojenik odakların gösterilmesinde ve Alzheimer tipi demansın diğer demanslardan ayırıcı tanısı,
Enfeksiyon: Nedeni bilinmeyen ateşte ve enfeksiyon odaklarının tespiti.